Profiel van yağızhttp://yakbiyik.blogspot...Foto'sWeblogLijstenMeer Extra Help

Weblog


    16 december

    KULELİ ŞİİRLERİ (ŞİİR TUTKUNLARINA) OKUMANIZ ŞİDDETLE TAVSİYE EDİLİR.

    SON BAKIŞ

    Önce o heybetli görünüşüyle vurulacaksın KULELİYE…
    Derken samimi, ölümüne dostluklarla bağlanacaksın,
    Onlarsız yapamayacağını anlayacaksın,
    Nizamiyeden son bakışta K
    ULELİYE

    Yastık savaşıyla süsleyeceksin
    İlk Kuleli akşamlarını
    Boru sesiyle uyandığın o günlerde
    “Evde olduğunu zannetmeyi” Özleyeceksin…

    Yazın o bunaltıcı günlerinde,
    İkinci katta boğazı izleyeceksin
    Henüz adına o günlerde aşina olduğun
    “İçtimada buharlaşmayı” Özleyeceksin…

    Koğuş muhabbetlerinden yorgun düştüğünde,
    Uykulu gözlerle başlayacaksın güne.
    Uykusuzluğun verdiği bir hazla derste,
    Oturarak destekli uyumayı özleyeceksin…

    Sana Bermuda’yı hatırlatacak F.K.M. üçgeni!
    Çaresiz çırpınışların sınav esnasında,
    Etrafın sessizliğe büründüğü o anda,
    Kalemin yatık duruşunu izleyeceksin…

    Ayrılık mesajlarıyla dolacak ajandalar,
    Beyaz gömleğinde farklı imzalar.
    Gönlünü özlemle dolduracak,
    Maziye karışan anılar…

    Zaman son anlarını yaşayacak,
    Şapkaların havada uçuştuğu o gün,
    Kuleli seni de arşivine katacak,
    Zamana küstüğün o gün…

    O gün;
    İlk açılış törenini hatırlayacaksın,
    Yemin töreni gözünün önüne gelecek,
    “Arkadaş Tut!” komutu çınlayacak kulaklarında…


    Dört yıl sinema şeridi olacak o an
    Yaşlı gözlerinde.
    Zamana isyan edeceksin,
    Her zamankinin aksine…

    “KULELİM” olacak son sözün,
    Halin kalmayacak başka söz söylemeye.
    Gözlerinden okunacak o buruk hüznün,
    Ve, Onlarsız yapamayacağını anlayacaksın,
    Nizamiyeden son bakışta KULELİ’ YE…

    --------------------------------------------------------------------

    BİLİRMİSİN ???
    14 yaşında üniforma giyen,

    Küçüğün kırık mutluluğunu,

    Esas druşta,

    “Emret Komutanım” diyen,

    Küçük dudaktaki buruk tebessümü bilir misin?

    Bilir misin?

    Minik yürekteki kocaman yalnızlığı,

    O minicik şevkatle kocaman özlemini,

    Ziya Osman’ın dizelerindeki,

    Mektep karyolasında ağlayan çocuk gibi,

    Ordu malı ranzalarda geçen sekiz yılı,

    Yürekte bıraktığı kasvetli belirsiz hüznü,

    Bilir misin?

    İnsanı sımsıkı saran nevresimin,

    Duyguları, özlemleri örtmediğini bilir misin?

    Bilir misin?

    Kaloriferin yanmadığı soğuk kış gecelerinde,

    Derin bir iç çekişle,

    Eve duyulan özlemi,

    Öpmeyen annenin, sarılmayan kardeşin,

    Sevgi ile güven veren babanın özlemini bilir misin?

    Evde gürül gürül yanan sobanın,

    Yaşla dolan gözlerle,

    Simgeleştiğini bilir misin?

    Onaltı, onyedi yaşının daralan yüreklerinin,

    Mahsun, böylesine duygulu,

    Özlemlerle geçen o günler,

    Ve nihayet,

    Laciverti çıkarıp, hakiyi giymenin,

    Safariyi giyip, mavi takımına bakmanın,

    Buruk sevincini bilir misin?

    Sisli soğuk Ankara günlerinde,

    Bir sevgili özlemiyle yalnız olmayı bilir misin?

    Sıfırın altında 15 C de,

    Eğitim yapmanın,

    Dışarıda hayatın felç olduğu,

    Gölgede 45 C de,

    Cehennem sıcağında,

    Sırılsıklam 8000 metre koşmanın,

    Sırt çantalı, tam teçhizatlı,

    94 rakımlı tepeye çıkmanın,

    Ne demek olduğunu bilir misin?

    Bilir misin canım?

    Seninle aynı yeryüzünde, aynı saatleri,

    Ayrı yaşamanın ne demek olduğunu,

    Ve senden uzak olmayı,

    Senden uzak,

    Sessiz akıp giden zamanın,

    Ve sana ulaşmanın imkansızlığında,

    Savaşabilmenin çaresiz çarpışmasını bilir misin?

    Bilmezsin canım,

    Birtanem,

    Bilemezsin.

    Bu çakı gibi teğmenin,

    Şapkadaki ay-yıldızlı sırmanın,

    Ve şu,

    Omuzdaki parlak yıldızın,

    Bana nelere mal olduğunu,

    Bilemezsin,

    Bilemezsin!!!!

    --------------------------------------------------------------------

    BİR BAŞKADIR KULELİ AŞKI

    İlk geldiğinde akan
    Yalnız bir damlaydı
    Gözlerinde
    Sonraları az ağladık,çok güldük
    Neler yaptık ne çok eğlendik
    ve daha
    Neler düşündük

    En samimi anları
    En güzel dostlukları
    Karanlıklarında aradık
    Bazen
    Bizi kimse anlamadı senin kadar
    Belki de..anlatamadık
    Şu küçücük dünyamızda ise
    Kurallarını biz koyduk
    Konulanı ise tanımadık
    Fakat sen bizim YASAK AŞKIMIZDIN
    Biz seninle coştuk
    Seni yaşadık

    İlk geldiğinde
    Yalnız bir damlaydı akan
    Şimdi ise ağla
    Gerçek ağlamak vakti bu an

    Geride kalan bir gençlik
    Sen ise meçhullerde kaybolursun
    Bir de bakmışsın dikenler içinde
    Yemin etmiş Harbiyeli olursun

    Şu an Harbiyeliyiz,Harbiyedeyiz
    Ama bil ki KULELİM
    Hala bıraktığın yerdeyiz

    Hala seni düşünür seni anarız
    Adını başımızın üstünde tutmuştuk ya
    Şimdi göklere yazarız

    Sen bizim için BİR DESTANSIN KULELİM
    Yollar uzadıkça zaman aktıkça
    Aşkın büyüyecek
    Şu an "elveda KULE" diyoruz
    Ve gidiyoruz
    Ama daha kimler gelecek
    Uğrunda ne şehitler ne gaziler verdik
    Daha niceleri verecek
    Emin ol ki KULELİM
    Adın hiçbir zaman YERE DÜŞMEYECEK

    Gönlümüz seninle sen kalbimizde
    Bir bütün değiliz artık AFFET
    Bir eylül sabahı düşüp yollara
    Hep beraber geliriz ELBET...

    *Kara harp Okulu intibak kampında yazılmış bir şiir.

    --------------------------------------------------------------------


    ELVEDA

    Bir gün var aklımda
    Hiçbir zaman unutamayacağım
    Hüzün dolu bir gündü
    Hayatım boyunca tek ağladığım


    Çünkü ayrılıyorduk
    Ayırıyorlardı bizi
    Bir ömür verdiğimiz
    Üzerine titrediğimiz yuvamızdan


    Ağlıyorduk
    Çünkü tüm çılgınlıklarımızı
    Tüm sevinçlerimizi
    Bırakıp gidiyorduk
    Elbirliğiyle yarattığımız hayatımızdan


    Koptu kopuyor bir şeyler kalbimde
    Geçip giden zamana dur diyebilmek kimin elinde
    Aktı oluk oluk
    Daha once görmediğimiz gözyaşlarımız
    Bir duyan yokmuydu
    Kimin içindi feryatlarımız


    O gün
    O duvarlar o bahçe
    Taştı taşacak sabrımız
    O bizim çoşkumuzdu…o
    En büyük aşkımız
    Duyar gibiyim hala
    İşte o bizim beraberce söylenen
    İçimizden kopup gelen
    Tek ve son marşımız


    Biz tüm çılgınlıkları
    Tüm dostlukları
    Hayatın ve gülmenin tadını
    Sende tatmıştık
    Öyle bir zaman gelmişti ki
    Yalnız senin için
    Senin için ağlamıştık


    Şimdi seni hatırlatan
    Her şeye nasıl seviniriz
    Mümkün olsaydı geri dönmek
    Bir bilsen
    Ne kadar çok isteriz


    Daha neler vardı hissettiğimiz
    Hala üzerine titrediğimiz
    Hatıran kaldı tek tesellimiz


    Senden kalan
    Seni hatırlatan
    Ne varsa saklayacağım
    Bir sen varsın
    Bir de o gün
    Hiçbir zaman
    UNUTAMAYACAĞIM


    --------------------------------------------------------------------

    BİTMEYEN ÖZLEM

    Kolay değildir
    Bazen de
    Duymak imkansızdır
    En güzel DUYGULARI


    Kimizaman
    Göremiyorum der
    Göremezsin
    Duyamazsın ve anlayamazsın
    Kaçmak istersin
    Ve yine kaçamazsın


    Küçük bir muhabbet
    Belki
    Anlık bir samimiyet
    Paylaştığımız
    İstesen de
    UNUTAMAZSIN

    Unutamazsın
    Çınarların altında
    Gecenin karanlığında
    İç bahçenin ortasında
    Loş ışıkların altında
    Yapılan en tatlı MUHABBETLERİ


    Daha üç ay geçti
    Bütün aşkıyla
    İçimde bir hasrettir
    KULELİ

    Şu an gece yoklaması
    Menteş'te
    Elimde bir kalem
    Bu da
    Duygularımın şiiri


    Şunu da bil ki
    Duymak
    Önemli değil
    Görmek lazım
    Anlamak
    Önemli değil
    Hissetmek lazım


    Vakitte varken
    KULELİ'yi yaşamak lazım...


    *Bu şiir KHO intibağında şu an Kuleli'de okuyan Kulelilere hitaben yazılmıştır...


    --------------------------------------------------------------------

    ___SOHBET___

    Ne güneş ne de ay var
    Işıklar yakamoz olmuş
    Geliyor önümüze kadar
    Gecenin karanlığından

    Yalnızız gece yarısı
    Şu an daha farklı
    Seyretmek boğazı
    İki kule altından

    Sen,ben ve en sevdiğim şarkılar
    Daha ne bekleyebilirim ki
    Bu KARANLIKTAN


    --------------------------------------------------------------------
    YENİ BİR HAFTAYA

    İki siyah kule, gökleri delen
    Kimi gün aydınlık, kimi gün karanlık
    Damında bembeyaz martılar...
    Yürüyorsun
    Geniş çiçekli asfalt bir yolda..
    Kapıda titreyen nöbetçiye
    Bir sıcak "Merhaba"..
    Kimi gün korkarak,
    Kimi gün şen şakrak
    Üzüntülü, koşarak
    Girersin A kapısından...
    Çepeçevre çamlar
    Her genç Ata 'yı selamlar,
    Ortadadır büstü, etrafı çiçekli,
    Dönersin sağa, top oynayan
    Koşan, bağıran
    Bir köşede memleketi anımsayan
    Yürürsün büyük kapıya
    Gençler arasından...
    Başlar orada yeni bir hafta daha...

    Ahmet KILIÇASLAN
    III/5 2353
    Ocak 1975 Çengelköy


    --------------------------------------------------------------------

    MEZUN OLABİLME İHTİMALİ

    Sıla izinlerinde vazgeçtim askeri öğrenci olmaktan
    Ve kredi kartında bakiyeydi babam…

    Ben seninle Musluoğlu’nda pide yeme ihtimalini sevdim
    Hazırlığın kamuflajlı günlerinde özlemeye başladım herkesi
    Ve bu hasret öyle uzun sürdü ki çiftçi gibi düşünmeye
    başladım sonra...
    Bizim psikopat abilerimiz vardı. Bir de fırça yeme
    İhtimali...

    Arkadaşlarla paylaşılan “u” düzeni bembeyaz sıralarda askercilik
    oynamaya başladık.Ben paşa oluyordum sen albay, geri kalanlar ise askeri öğrenci...
    Üst sınıflarımızdan öğrendik; Kulelinin kuleliden başka dostu olmadığını

    İç bahçede zaman zaman tören provaları yapılıyordu.
    Ve sınıf subayları törenlerden kaçmamayı emrediyordu.
    Oysa savunmalarımda böyle bir suçum olmadı benim.
    (kısımca kaçtığımız yıl sonu törenlerini saymazsak)
    Sınıf subaylarından çorduğum savunmaları biriktiriyorum sıramın en ücra köşesinde.
    Ben ayran ile simit yeme ihtimalini seviyordum yirmi dakikalık teneffüs saatlerinde.
    Ben komutanlara yakalanmadan Kadıköy’de sivil gezebilme
    Ve savunmalarımın ikazla geri dönme ihtimalini sevdim...

    Kuleli Marşını başına koyuyordum marşlar listesinin,
    Nizamiyeden bizim kısma giden
    Ömrümün en uzun, ömrümün en kısa,ömrümün en çocuk, ömrümün en ihtiyar yolunu uygun adımda gidiyordum.
    Çünkü Kulelili oluyordum;
    Harbiyeli oluyordum sonunda...

    Sıla izinlerinde vazgeçtim askeri öğrenci olmaktan ve kredi kartında bakiyeydi babam...
    Ben seninle (cezalıların toplandığı) Birinci
    kısımda...
    Ben seninle (sadece firarilerin gittiği)
    Menemencide...
    Ben seninle kuzu tepenin mistik ve demli bir çay kıvamında bakan boğazın o ihtişamlı görüntüsünde...
    Ben seninle Kulelili’lerin olduğu herhangi bir köşe başı olma ihtimalini sevdim...
    Ben senin ;
    KULELİ’DEN
    ............mezun olabilme ihtimalini
    ..................................SEVDİM


    Bir DK'nın kaleminden;......



    --------------------------------------------------------------------

    GİDİYORUM

    Gidiyorum İstanbul,
    Bilmiyorum duyar mısın sesimi,
    Şehrin gürültüleri arasından?
    Bir parçam sende kalıyor,
    Kalbimin tam ortasından.

    Karşıya geçerken bu tek bacalıyla,
    Bir anı durduruyorum gözlerimdeki hisle,
    Göğeren minareler ve Topkapı kalıyor;
    Ardıma baktığımda, Konstantinapol’le.
    Ayrılık zor, bu ızdırap yüreğimi dağlıyor.

    Ben bir İstanbul aşığıyım,
    Sokak sokak caddeleri adımlamış,
    Gecelere aldırmadan gezmiş.
    Terkedildiği anda İstanbul’a sarılmış;
    Yaşamın gerçeğini bu şehirle sezmiş.

    Dostlukların, sevgilerin mekanı,
    Hepsinin ortasında yine sen vardın.
    Sahilde yürürken zevkle ettiğim muhabbet;
    Aklımda kalanlardan, otobüsün peronunu ararken.
    Şimdi bu şehri gel de terk et.

    Ben zorların adamı,
    Ben ki alışılmışlardan uzak, hayatı sırtlayanı,
    Bu acıya, bu hasrete nasıl dayanır bu yürek.
    Koyuyor be, dokunuyor ayrılmak,
    Hiç ayrılmadım önceleri ben böyle severek.

    Kaybolurken yedi tepeden,
    Sonuncusunda gözlerimin görüşünden,
    Seni, nöbetçi kulelere emanet ediyorum;
    Boğazını sarmış bir kale gibi,
    Ve gönül rahatlığıyla gidiyorum.



    Tevfik KÖSELİ
    2142


    --------------------------------------------------------------------

    YILLAR SEVDAYI ESKİTEMİYOR

    Bir Ağustos sabahı geldiğimiz yuvaya bak!
    O yüzellialtı yılın ihtişamıyla KULELİ
    Ayrılık onunda göğsünde çırpınıyor belli
    Asırların mektebi utanmasa ağlayacak


    Yuva ki Kuleler çiftir,yalnızca gönüller bir
    Türk ordusu Kuleli'nin ellerinde yükselir


    Bir Kulede ilim şakır,diğer Kulede irfan
    İşte!En güzel yıllarını burada yaşar insan


    Gizemi tüllendirirken cihanın boğazını
    Gelinlik gibi giyer hep üstüne beyazını

    Varmak için dostluğun erişilmez çizgisine
    Yerle gök eşlik eder bu yuvanın ezgisine


    O belki bir tarih,belki aşkların en güzeli
    O bir yanardağın ağzından çıkmışların ocağı

    O yüzellialtı yılın ihtişamıyla KULELİ
    Sımsıcak bir sevda o,sevdaların en sıcağı


    Ufkunda güneş saklıdır,umutlarında gökçe
    Kaç dehayı üzerinde gezdirmiştir şu bahçe

    Okul ayak sesleriyle kaç kez inlemiştir
    Şu duvarları marşını kaç kez dinlemiştir


    Bilinmez!Kaçıncıdır bu aynı kalpte vuruşlar
    Kaç kişiyi sırtlamıştır inip çıkan yokuşlar


    Bir sevdaya ad verip göğeren evimize bak
    Demek ayrılık,ocağım içinde bu kadar zor
    Lakin yüzellidokuz neslini selamlıyor
    Bakalım göğsünden daha kimleri çıkartacak


    Bak!Vücudun hala dimdik,hala tertemiz benzin
    Nasıl da alıyorsun denizin maviliğini


    Sevmek başka bir alem KULELİM,sen başka bir alem
    KULELİM o benim ailem,o benim ailem


    İçin bir deniz Kulelim,sen başka bir deniz
    Üçyüzelliüç yürek yaşadıkça sendeniz


    Rüzgarım,yağmurum,sıcağım benim Gözbebeğim!
    İlle de canımsın sen,Sen yüreğimsin yüreğim


    Bir gençlik verdiğiz küçücük dünyamıza bak
    Dışarıda bir ömürdür KULELİ'de ŞAFAK
    Siz de bakın çocuklar,o mağrur çehreye bakın
    Çehresi tıpkı ilk günkü gibi, dostluk kadar pak.


    Can Bahadır YÜCE-4005
    153.dönem


    KULELİ2139

    --------------------------------------------------------------------

    KULELERE DOĞAN GÜN (ABDÜLKADİR HAMARAT)

    Gencecik yüreklerin, coşkusuydu yaşanan
    Yer. masallar alemi, zaman ise meçhuldü
    Damarlar hep ses verdi, ebedlere aktı kan
    Gün KULELERE doğdu, yaşlı çınarlar güldü

    Sendin bizim yuvamız, sen ey koca ihtiyar!...
    Senin için yaşadık, nice hazin günleri
    Şahittir kalplerimiz, şahittir şu mahzun çınar
    Bu ocakta unuttuk, en büyük hüzünleri

    Güzellik kuşağıydın, rüya gibi bir ömrün
    Bağrında aşık olduk, yüce ideallere
    Billurdan nağmeleri, işittiğimiz her gün
    Kanat açtık her ufka, hakim olduk her yere

    Alevini bu aşkın, yakut taşlara yazdık
    Yudumladık yolları, zümrüt rengi taslardan
    Nur olduk KULELERE, ufuklar hep aydınlık
    Çiçek açtık vatana, nice hazin bahardan

    Karanlık mesafeler, engel olmadı da
    Ötelere gönderdik, ışıktan hayalleri
    Yıldızlarla dertleştik, kaç gurbet akşamında
    Ufuklarda biz vardık, ağarırken tanyeri

    Yıllar sanki kanatlı, hep sonsuza aktılar
    En güzel bir rüyanın, son demindeyiz artık
    Yepyeni bir dünyanın, kalplerde aşkı var
    Artık elveda KULE'm, yolumuz açık olsun

    Gencecik yüreklerin, coşkusuydu yaşanan
    Yer. masallar alemi, zaman ise meçhuldü
    Damarlar hep ses verdi, ebedlere aktı kan
    Gün KULELERE doğdu, yaşlı çınarlar güldü

    Abdülkadir HAMARAT, 1990
    144.dönem-3160

     
    *